1 Mart 2012 Perşembe

Öğrencinin En Güzeli Uzakta Olanı (mı?)

 (Bu yazı SD Platform dergisinin 22. sayısında Mart 2012'de yayınlanmıştır)

Eğitimin anlam ve önemi açık, yaygın deyişle “eğitim şart”. Bununla birlikte zaman ve şartlara göre, eğitimin araç, yöntem ve felsefesindeki değişimin sürekli tartışılma konusu olagelmiş. Özellikle de günümüzde bilişim imkânlarıyla bilgiye ulaşımın kolaylaştığı dünyada, eğitimin araç ve yöntemlerinin hızla değişiyor olması, bu konuya daha çok kafa yormamızı gerekli kılıyor.
Baştan belirtelim ki, felsefede önemli bir yeri olan “insanın sahip olduğu doğal sezgilerini ve aklını kullanarak doğayla başbaşa kalması ve gerçekliği eğiticisiz öğrenmesi gerektiği, sezgisel bilgiyle önyargılı bilginin çatışmasının önyargılı bilgi lehine sonuçlanmakta olduğu” tezlerini istemeyerek de olsa bir kenara bırakmak durumundayız. Zira vakıa o ki, tarih boyunca formel eğitimden vazgeçil(e)memiş ve eğitim, eğitici, öğrenci, ortam, araç ve yöntem beşlisi arasında yönetilmesi gereken bir olgu olarak ele alınagelmiş. Diğer taraftan eğiticisiz öğrenme yaklaşımındaki “insanın sezgileri ve aklının rolü”, eğiticili öğrenme modelinde de yöntem geliştirme açısından irdelenen ve belirli bir düzeye kadar algılanıp yararlanılan bir konu olduğundan, eğiticili öğrenmenin insanı ve onun doğal kabiliyetlerini tamamen göz ardı ettiğini söyleyemeyiz.
 Her neyse, bu yazıdaki ana konumuz, gelişen bilişim imkanlarının eğitim yöntem ve araçlarına yaptığı katkının irdelenmesi olacağından, esas konumuza dönemlim ve uzaktan eğitim konusunu kavramsal açıdan irdeleyerek başlayalım.

Eğitim Yönetim Sistemi - Learning Management System (LMS)
Eğitim yönetim sistemi (LMS), eğitimin doğal unsurları olan dokümantasyon, öğrenci takibi, eğitim programlarının raporlanması, sınıf ve etkinliklerin yönetilmesi, eğitim içeriğinin oluşturulması, sunulması ve ölçme ve değerlendirmenin yapılması gibi ihtiyaçları karşılayan yazılımların genel adıdır.  
Eğitim yönteminin belirlenmesinde eğitimin içeriği, muhatabı ve uygulama alanları oldukça belirleyicidir. Aynı etkenler, uzaktan eğitim (e-Learning) ve LMS sistemlerinde de kendini göstermektedir. Hepsi tek bir üründe nadiren bir araya geliyor olsa da LMS’lerde bulabileceğimiz temel modüller şunlardır:
  • Sistem yönetimi: Genel kullanıcı/rol tanımlama ve uygulamanın süreçsel ve işlevsel konfigürasyonunun yapıldığı modüllerdir.
  • Öğrenci kayıt yönetimi: Tercihe göre öğrencilerin yeni kayıt, kayıt yenileme işlemlerini kendi başlarına yapabildikleri modüllerdir.
  •  Genel ders yönetimi: Derslerin listelendiği, seçilebildiği, kredi, ders ücreti ve ders seçme prosedürünün kontrolünün yapılabildiği,  modüllerdir.        
  • Ders içerik yönetimi: Farklı formatlarda ders materyallerinin kaydedilebildiği, materyaller için kullanılabilme sürelerinin tanımlanabildiği, kütüphanelerin oluşturulabildiği, dokümanlar arasında hiyerarşi tanımlanabildiği modüllerdir.
  • Sınav yönetimi: Soru havuzlarının oluşturulabildiği, bireysel veya grup ödevi, yazılı sınav, test, ve quizlerin oluşturulup öğrencilere otomatik duyurulabildiği, gerektiğinde her bir soruya dosya eklenebildiği, öğencinin aynı sınava kaç defa girebileceğinin ayarlanabildiği, anlık sınav sonuçlarının ve toplu sonuç raporlarının görülebildiği modüllerdir.
  • İletişim yönetimi: Öğrencilerin kendi aralarında ve/veya eğiticilerle forum, chat, e-mail, sınıf/ders duyuruları,  canlı konferans ve ders, soru veya herhangi bir materyale yorum ekleme gibi iletişim kanallarının tanımlanabildiği modüllerdir.
  • Performans ölçüm/yönetim sistemi: Öğrencilerin ödev, sınav, quiz, vb ölçme yöntemlerindeki sonuçları, derslere katılım, çalışmalardaki yorum, vb yöntemlerle girişiminin ölçülmesi gibi işlemlerin yapılabildiği modüllerdir. Bazı LMS’lerde eğiticilerin de ölçülmesi için öğrenciler tarafından doldurulan anketler ve eğiticilerin derse devam, sınıf başarısı vb metriklerle izlenmesi gibi işlemlerin yapılması söz konusudur.
  • Raporlama: Öğrencilerin ilerlemeleri, derslerin tamamlanma durumu, ders materyallerine erişim ve farklı kriterlerin seçimi ile oluşturulabilecek onlarca raporun yer aldığı modüllerdir.
  • E-Ticaret: Öğrencilerin ders ve harç ücretlerini ödeyebilecekleri, borç durumlarını takip edebilecekleri, indirim kuponu desteği olan ve farklı ödeme türleriyle uyumlu çalışabilen modüllerdir.

Klasik LMS’ler dışında aşağıda da belirtileceği üzere, özellikle sağlık eğitimine özel simülasyon araçları da vardır. Bunlar, yukarıda belirtilen özellikleri dışında sanal hastane gibi modüllere de sahiptir.

Yaygın Araç ve Yöntemler
Farklı disiplinler için farklı yetenek ve özelliklerde LMS’lerin kullanıldığını görmekteyiz. Örneğin, sağlık gibi sürelik gelişen disiplinlerde “sürekli profesyonel eğitim” önemli bir gereklilik, ticari işletmelerde ise seviye ölçme ve kısa süreli ama periyodik eğitimlerle motivasyon ve kapasite oluşturma önem kazanmakta. Kimi durumda da katılımlı eğitim, demonstrasyon, simülasyon ve hatta drama teknikleri öne çıkmakta. Dolayısıyla taleplerdeki bu farklılıklar, farklı yetenekte ve maliyette LMS’lerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Sizin için en iyi LMS’i seçerken, önce ihtiyacınızı belirlemelisiniz. İhtiyacınızı belirledikten sonra aşağıdaki tabloya bakarak LMS’lerin hangi açıdan hangi türlere ayrıldığını bilmek size yardımcı olacaktır.
              
Fiyat
Ücretsiz
Ticari
Kendi yazılım ekibi olan eğitim kurumları için, ücretsiz bir yazılımı alıp kullanmak anlamlı olabilir. Bu durumda, sürekli destek vermeyi göze almak gerekir. Ayrıca ilk alınan ürünün mümkün olduğunca genişleyebilir bir yapıda tasarlandığından emin olunmasında fayda var.
Bu tür yazılımlarda yazılımların kurulumu, bakım ve uyarlanmasıyla ilgili ücret alınır. Kaynak kodları genellikle paylaşılmaz; ama konfigürasyon için bazı dosyalar paylaşılabilir.
Kaynak kodu paylaşımı
Açık kaynak kodlu
Ticari yazılım
Kullanıcı sayısından da bağımsız olarak tüm kaynak kodları paylaşılır.
Kaynak kod paylaşılmaz. Genellikle yeni bir sürüm geliştirildiğinde eski sürümle uyum garantisi verilir. Yazılımın zararlı programlara (virus, trojan, vb) karşı korunmasını yazılımcı firma kendisi sağlar.
Lisanslama Modeli
Kayıtlı kullanıcı sayısına göre
Eşzamanlı erişen kullanıcı sayısına göre
Lisans süresine göre
Ders sayısına göre
Bazan sadece öğrenci, bazan hem öğrenci hem de eğitim kadrosu dâhil olacak şekilde kullanıcı sayısına göre lisans ücreti belirlenir.
Uygulamayı aynı anda kullanabilecek maksimum kullanıcı sayısına göre lisans ücreti belirlenir
Genellikle yıllık veya aylık olarak belirlenen periyotlara göre lisans ücreti belirlenir
LMS'te tanımlayabileceğiniz maksimum ders sayısına göre lisans ücreti belirlenir
Kurulum Türü
Yazılımcı kurumda çalışan (servis olarak yazılım)
Kurum sunucularında kurulan
LMS, geliştirici firmanın sunucularında çalışır. Müşteriler, kendilerine ayrılmış alan adı ile sisteme erişip tüm yönetimleri yaparlar. Eğer kendinize özel web sunucunuz veya bu işleri yürüten bir yükleniciniz yoksa, bu yöntem kolay bir çözüm olabilir
LMS'i uygulama olarak kendi sunucularınıza kurarsınız. Sadece yönetimsel kontrol değil, uygulamanın kendisine de tam erişim ve sahipliğiniz söz konusu olur.
İş Modeli
e-Ticaret
Eğitim enstitüleri
Kurumsal eğitim
Kamu kurumlarında eğitim
Bu tür LMS'ler, pek çok farklı türde üyeliğin satışına imkan sağlarlar. Öğrenci veya öğretmenlerin derslere, materyallere, forum vb kanallara erişimi ayrı ayrı ücretlendirilebilir.
Bazı LMS'ler ders vb değerlerin ücretlendirilmesine imkân sağlamazlar. Bunlar daha çok yaygın
Kurumsal LMS'ler daha çok çalışanların yetenek ve yeterliliklerini artırmaya yönelik eğitimleri yönetmek üzere tasarlanmıştır. Eğitim içerisinde değişik oyunlar, puan kazanma vb eğlenceli yöntemlerin bu LMS'lerde kullanıldığını görebiliriz.
Eğitim kurumları ve kurumsal eğitim için olan LMS'lerin tüm özelliklerini barındırmakla birlikte, güvenlik ve yönetim konusunda ek fonksiyonlar barındırırlar.
eLearning standartları ile uyum
Uluslararası standartlar (SCORM, AICC, IMS, vb)
Yerel/bölgesel standartlar
Standart dışı
Eğer kullandığınız LMS, SCORM/AICC/IMS/ gibi standartlarla uyumlu ise, bu durumda bu LMS için geliştirdiğiniz eğitim paketlerini, aynı standartlarla uyumlu diğer LMS'lerde de kullanabilirsiniz. Bu durum, aynı LMS'e bağımlı kalmak istemediğinizde önemli bir gereksinim olarak görülebilir
Uluslararası standartlar dışında bazı bölgesel standartlar da vardır (örneğin, NCVER – Australian standard for training statistics). Ülkemiz için böyle bölgesel bir standart maalesef yok.
Bazı LMS'ler ders paketleri açısından standart desteklemez. Ancak eğer eğitim içeriğini kurumunuza özel ve başka yerlerde tekrar kullanımı söz konusu değilse ve LMS'inizi değiştirmeyi düşünmüyorsanız, bu sizin için avantajlı bir özellik bile olabilir.
İçerik oluşturma imkanları
Entegre araçlarla ders içeriği tanımlama
Ayrı bir araçla ders içeriği tanımlama
Sadece önceden oluşturulmuş içeriklerin kullanılması
Bazı LMS'ler ders içeriklerini oluşturmak için entegre araçlar sunarlar.
Bazı LMS'ler kendi içlerinde entegre ders içerik tanımlama aracı barındırmazlar; ama üreticiler, bu amaç için kendi ürünleri ile uyumlu ayrı bir araç sunarlar.
Bazı araçlar, ders içerikleri için özgün paket oluşturmanıza izin vermezler. Sadece SCORM/AICC/IMS gibi standartlarla uyumlu paketleri yeniden kullanabilirsiniz.
Programlama Dili
LMS'in geliştirilmiş olduğu programlama dili hiç şüphesiz önemli kriterlerden birisi. LMS'in çalışacağı sunucunun özellikleri, bakımı maliyeti, sahip olduğunuz teknik personelin tecrübeli olduğu programlama dilleri, vb kriterler, LMS tercihinizi etkileyecektir.
Platform
Yekpare çözüm
Entegre çözüm
Bu tür LMS'ler müstakil bir uygulama olarak sunucuya kurulur. Sahip olduğunuz diğer yazılımlarla LMS'in entegrasyonu ise başka bir proje olarak değerlendirilir ve sağlanır.
Bazı LMS'ler, başka yazılımlarla entegre olmak için kendi fonksiyonlarının dışarıdan da çağrılabileceği imkanlar sağlar. Bu sayede diğer yazılımlarınızla kolay entegre ederek LMS'inizin kullanılabilirliğini artırmak mümkün.
Entegrasyon imkanları
Açık kaynak
API (SDK) imkanı
Integration via bridges
Açık kaynak kodlu uygulamalar, entegrasyon için en geniş olanakları sunar. Ancak bunun için uygulamaya müdahale edebilecek yetenekte yazılımcılarınızın olması gereklidir.
Bazı LMS'ler, API (application programming interface) adı verilen kütüphaneler sunarlar. API'ler, LMS'deki fonksiyonların başka uygulamalar tarafından da kullanılabilmesini sağlayan arayüzlerdir.
Köprüler (bridges), farklı türde uygulamaların entegre olması için geliştirilmiş entegrasyon yazılımlarıdır. Bazı LMS'ler köprüler sayesinde kendi fonksiyonlarını dış uygulamalara kullandırabilir ve onlardan veri alabilir.


Yaygın kullanımı olan bazı LMS’ler şunlardır:
-        Moodle (http://moodle.org/)
-        Desire2Learn (www.desire2learn.com/)
-        Sakai (http://sakaiproject.org/)
-        Joomla (www.joomlalms.com)
-        Lectora (www.trivantis.com/)
-        BlackBoard (www.blackboard.com/)
-        INMEDEA (www.inmedea-simulator.net/)

Sağlık Eğitiminde Yeni Trend: Simülasyon
LMS’ler, sağladıkları geniş fonksiyon yelpazesine rağmen sağlık eğitimi gibi konularda klasik “uzaktan eğitim” yöntemleri birçok açıdan yetersiz kalabiliyor. Bu nedenle, LMS’Lerdeki pek çok fonksiyonu barındıran; ama farklı olarak vaka çalışmalarını bir simülasyon aracı ile yapmaya imkan sağlayan ürünler de geliştirilmiştir. “Hasta merkezli sağlık eğitimi” yaklaşımını esas alan bu ürünlerde, hekimin gerçek veya sanal vakalar üzerinde teşhis ve tedavi yönteminin, protokollere uygunluk, maliyet etkinlik, süre vb açılardan değerlendirmesi yapılırken, eğitim sırasında hekimin ihtiyaç duyacağı tüm tetkik sonuçları da farklı formatlarda (ses, görüntü, video, vb) sunulabiliyor. Bu alanda en yaygın araç, Avrupa’da sürekli tıp eğitimi (CME) puanı alma konusunda da akredite bir ürün olan INMEDEA (www.inmedea-simulator.net/).
INMEDEA ile kullanıcılar interaktif bir sanal hastanede, sanal hastaları muayene ve tedavi ederler. Simülatörün temel hedefleri şunlardır;
·        Hekime belli klinik vakaları tanıtmak ve doğru yaklaşımı öğretmek
·        Problem-odaklı bir yolla bilgileri derinleştirmek
·     Belli muayene yöntemlerinin ilgili hastalıklardaki önemini kavratmak ve bunları doğru kullanmayı öğretmek
·        Klinik ortamları heyecan ya da baskı olmadan sunmak
·        Zaman ve maliyet konularında duyarlılık oluşmasını sağlamak
INMEDEA Simülatör, sistem yöneticisinin sanal hasta ve olguyu hazırlama şekline göre, tıp eğitiminin farklı düzeylerinde kullanılabilmektedir. Eğitim evde bilgisayar başına gerçekleşebileceği gibi, çalıştay şeklinde ya da karışık kurs veya ders ortamında da uygulanabilir. Farklı uygulama şekilleri sayesinde her yerde ve herkesçe uygulanabilir. Modüler vaka yapısı, farklı kullanıcılar ve gruplara göre tasarımlanmasına olanak sağlar.
Simülatörün 5 ana modülü vardır; amfi, sanal hastane, multimedya kütüphanesi, internet kafe ve yönetim paneli.
Sanal hastane, ya da poliklinikler, birçok farklı ana bilim dalı altında tanımlanmış gerçek hastalar ve olgulardan oluşturulmuş olan yüzlerce sanal hastayı içerir. Kullanıcı seçtiği olgu üzerinde çalışırken, aynı gerçek bir hastayı muayene eder gibi davranmak zorundadır. Hastaya doğru soruları sormalı, doğru tetkikleri istemeli, doğru tanıyı koymalı ve doğru tedaviyi uygulamalıdır. Simülatör kullanıcının tüm işlemlerini kaydeder ve simülasyonun sonunda kullanıcıya muayene ve tedavisiyle ilgili detaylı bir değerlendirme sunar. Kullanıcı dilerse olguyu en baştan tekrar çalışabilir.
Sanal hasta muayenesi sırasında kullanıcıya iletilmek istenilen bilgi doğrultusunda, muayeneye çeşitli multimedya dosyalar eklenebilmektedir. Örneğin kranial sinir muayenesini öğretmenin hedeflendiği bir sanal hasta olgusunda, muayene işlemlerine doğru kranial sinir muayene yöntemlerini gösteren videolar eklenebilmektedir.
Her muayene sonunda sistem kullanıcıya oldukça detaylı bir değerlendirme sunar. Bu değerlendirme kullanıcının vaka çalışması aşamasında yaptığı doğruları ve yanlışları, kullandığı süreyi, toplam maliyeti ve olması gereken maliyeti ve hastanın epikrizini içerir. Bu şekilde kullanıcı çalışmasının sonucunu anında görüp, dilerse vakayı sıfırdan tekrar çalışmayı da tercih edebilir.
Aşağıda INMEDEA’dan alınmış birkaç ekran görüntüsü mevcuttur. Daha detaylı bilgi ve demo vakalar için Internet sitesine müracaat edebilirsiniz.


Şekil 1 Muayene odası ve araçlar


Şekil 2 Tetkik istemi ve sonucu


Şekil 3 Kütüphane ve haberleşme araçları

Uzaktan Eğitim İhtiyaç mı Moda mı?
Uzaktan eğitim, şüphesiz bilişimin gelişmesiyle paralel olarak daha kolay üretilebilir ve daha az maliyetle elde edilebilir hale gelmeye başladı. Doğal olarak eğitim kurumları arasındaki rekabetin de bir argümanı oldu. Bundan on yıl önce teknolojinin Internet sitelerinde hesapsızca kullanılmasına benzer bir yarışın, LMS’lerde görmeye başladık. Özellikle üniversiteler, LMS’lerin, amaca uygunluklarını, işletme gereksinimlerini, fonksiyonel kapasitelerini ve kullanılabilirliğini yeterince incelemeden çeşitli maceralara atılıyorlar. Belki de hiç karşılanamayacak beklentilerle başlatılan çalışmalar neticesinde, elimizde işletilmesi birer yük haline gelmiş LMS’ler kalıyor. Bu nedenle üniversitelerin, bir LMS kullanmaya başlamadan önce en azında aşağıdaki şu temel sorulara ikna edici cevaplar bulmalılar:
-        Uzaktan eğitimin uygun olduğu derler hangileri?
-        Bu derslerin eğitici ve öğrenci profili LMS kullanmak için yeterli mi?
-        Mevcut duruma göre LMS kullanımından beklenen faydalar neler?
-        LMS kullanımı için devreye alma ve işletme aşamasında tercih edilecek ürüne göre yeterli bilişim altyapısı ve teknik insan kaynağı mevcut mu?
-        LMS için uygun formatta ve kaliteli ders içeriği var mı? Yoksa ne kadar zamanda kimler tarafından hazırlanacak. İçeriklerin kalite kontrolü nasıl yapılacak?
-        LMS kullanılması öngörülen derslerin hangileri senkron (on-line), hangileri asenkron olmaya uygun?
-        LMS sunucusu kurum içinde mi, dışında mı olmalı?
-        LMS’i devreye alma nasıl olacak? Hangi derslerde veya bölümlerde pilot uygulanacak?
-        LMS’in devreye alınması için ne kadar bir süre/kaynak öngörülüyor?
-        İşletme maliyeti, eğitimden beklenen faydalar açısından LMS maliyeti anlamlı mı?
-        Aynı LMS’le en az ne kadar süre eğitime devam edilmesi öngörülüyor?
-        Ölçme, değerlendirme kriterleri neler olmalı?
-        LMS’deki eğitim materyallerin güvenliği nasıl sağlanacak?
-        Özellikle sağlık eğitiminin doğası için klasik LMS’ler yeterli mi, yoksa vaka çalışmaları için tek başına veya başka bir LMS’le birlikte simülasyon araçları da kullanılmalı mı?
Şunu unutmayalım ki, teknolojiyle kurum arasındaki ilişki bedenle elbise arasındaki gibidir. Bedene uygun biçilmeyen bir elbise nasıl iğreti durur. Ama şayet bedenin kendisinde anormal bir durum varsa bedene uygun biçilen bir elbiseye rağmen de iğreti duruş devam edecektir. Dolayısıyla bünyede yer alan yapısal sorunlar çözülmeden LMS’lerin sağlayacağı faydalar da sınırlı olacaktır. Bu nedenle LMS kullanımına rekabet koşullarının gereği olarak hazırlıksız bir şekilde başlanmamalıdır.
 
Kürsüde Kim Var? Sağlık Eğitiminde Çıkar Çatışması
Konu, ilaç firmalarının veregeldikleri hekim farkındalık eğitimleri. LMS’lerle doğrudan ilgili olmasa da, uzaktan eğitimin maliyet açısından avantajlı hale gelmesi, bu kadim tartışma konusunu yeniden gündeme taşıyacağa benziyor. Zira ilaç firmaları kendi ilaçlarının etkin olduğu hastalıklarla ilgili hekimlere verdikleri “farkındalık eğitimlerini” uzaktan eğitim platformlarına taşımaya başladılar bile. Bu durumda, Internet tecrübesinden yola çıkarak söyleyebiliriz ki, yasakçı zihniyet bir çözüm getiremeyecektir. Ayrıca ilaç firmalarının da gayet anlamlı argümanlar var. Burada sözü çok uzatmadan sadece bir düzenleme yapılması ihtiyacına temas etmek istiyoruz. Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere yetkili kurumların sürekli ve denetim altında bir uzaktan sağlık eğitimi için düzenleme yapması, ipin iki ucundan çekiştirmeyi tamamen ortadan kaldırmayacak olsa da, pek çok potansiyel sorunu ortadan kaldıracaktır.


1 Aralık 2010 Çarşamba

Internet Bağımlılığı

 (Bu yazı SD Platform dergisinin 17. sayısında Aralık 2010'da yayınlanmıştır).

Hayatımızın Önemli Parçası Internet

Internet hayatımızın o kadar içinde ki, bunu uzun örneklerle anlatmak, malumun ilanından ibaret bir hale geldi. Bu yüzden, Internet’in felsefesi, insanların Internet üzerinde neler yaptığı ve hayatlarımızın nasıl etkilendiğine dair tespitler yapmak daha anlamlı olacaktır.
Internet, başlangıçta basit tanımıyla çok yüksek sayıda bilgisayarın birbirine bağlı olduğu ağ olarak tanımlanırdı. Bu tanımıyla birbiriyle haberleşebilen bilgisayar yığını gibi bir görünümü vardı. Ancak bilgisayar ve haberleşme teknolojilerinin hızla gelişmesiyle, Internet üzerinden ulaşılan servisler, Internet’in hayatımızda pek çok açıdan anlam kazanmasına neden oldu. Bugün, Internet’in başlangıç felsefesi olan akademik bilginin paylaşılabilmesi hedefi çoktan aşılmış ve Internet bugün çok farklı servisin verilebildiği bir ortam haline gelmiştir. Bu servis çeşitliliği sayesinde, Internet’in insanlar üzerindeki etkisi de farklılaşmaktadır. Kimi, bu çok sayıda bilgisayarın bağlı olduğu ağdan bilgisayarların işlemci ve belleklerini ortak kullanmayı sağlayacak sistemler kurarak bir süper büyük bilgisayar bulutu oluşturmaya çalışıyorken, kimi sadece arkadaşıyla söyleşmekle (chat) yetinebiliyor. Kimi, sosyal ağlara üye olarak çocukluk arkadaşlarıyla buluşuyorken, kimi sosyal ağlardaki haberleşmeyi analiz ederek sosyolojik bilgiler elde etmeye çalışıyor. Son yıllarda Internet’in günün ortalama 20 saati 1 metre uzağımızda bulunan cep telefonlarıyla erişilebilir olması sayesinde gün içerisinde çok farklı amaçlarla sık sık faydalandığımız bir ortam haline geldi.
Internet’in bireysel olarak hayatımıza bu kadar çok girmesi, onu giderek daha önemli bir toplumsal dinamik haline getirdi. Dolayısıyla onu sadece bilgiye erişim ve bir eğlence aracı olarak değil, sosyolojik bir dinamik olarak kabul etmek lazım. Son aylarda Kuzey Afrika ülkelerinde gördüğümüz halk ayaklanmalarında insanların Internet üzerinden organize olabilmeleri, bu açıdan çok etkileyici birer örnektirler. Düşünsenize, eskiden bu kadar çok insanı aynı anda ortak bir duyguyla harekete geçirebilecek şeyler nelerdi? Din ve milli değerler gibi yüzyıllar boyunca insanların yaşamına nüfuz etmiş unsurlar… Bugünse Internet, önce insanların kafasına belirli düşünceleri yerleştirmek, sonra da o fikir etrafında toplayıp harekete geçirmek için yeterli imkânı sağlıyor.


Sosyal Ağlar Kuralları Değiştiriyor
Sosyal ağ fenomeni, sadece toplumları etkilemek ve harekete geçirmekle kalmıyor. Bizi sosyoloji ve psikiyatri kurallarını yeniden sorgulamaya da zorluyor. Örneğin psikolojik bir düzensizlik olan evhamın yaygın tanımı “kişinin ana veya alt kültüründen insanların sıradan kabul etmediği düşünce” şeklindedir. Hâlbuki bugün toplumun, hatta dünyanın farklı yerlerinden aynı vehme sahip insanlar Internet üzerinden sosyal ağ oluşturarak kendileri bir alt kültür haline gelebilmektedir ki, bu da evhamın tanımında bir paradoks oluşturuyor. [1] Benzer şekilde psikiyatrik bozuklukların her biri için Internet’in, özellikle de sosyal ağların etkisi araştırılmaya muhtaç birçok durum ortaya çıkarıyor. Bu nedenle bazı uzmanlar psikiyatrik çalışmalarda Internet üzerinden iletişimin psikotik kişilerin hastalıklarını negatif etkileyeceği konusunda bir şeyler söylemek için erken olduğu görüşünde. [2]

Internet Bağımlılığı Diye Bir şey Var mı?
Internet’in hayatımızdaki yeri ve toplumsal etkisi üzerinde tartışırken, kullanmaya başladığımız bir ifade var, Internet bağımlılığı. Birilerinin Internet’te çok sık ve gereğinden fazla zaman geçirmesi onları Internet bağımlısı olarak tanımlamamız için yeterli oluyor. Ancak acaba durum gerçekten de böyle mi? Zira kimi uzmanlar, “Internet bağımlılığı” şeklinde bir şeyin olmadığı görüşündeler. Söz konusu uzmanlar, bu ifadenin Internet’in anlamı bilinmeden türetildiğini ve bunun da aslında bir medya (haberleşme ortamı) olan Internet’in bağımlılık oluşturabileceği yanılgısına neden olduğunu iddia etmektedirler [3]. Bu yaklaşıma göre Internet, aynen insanlar arasında iletişim sağlayan dil, radyo ve televizyon gibi araçlardan birisidir. Dolayısıyla her ne kadar günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelse ve hatta kullanılmadığı zaman insanda huzursuzluğa neden olsa da, Internet bağımlılığından bahsetmemiz mantıksal ve kategorik olarak hatalıdır. Şayet ortada bir düzensizlik (disorder) veya rahatsızlık varsa, bu Internet aracının kendisinde değil, Internet ile neler yapıldığı ile ilgili bir durumdur. Örneğin, bağımlılık oluşturduğu bilinen kumar oyunları, şayet Internet üzerinden oynanırsa, bu yine bir bağımlılıktır, ama Internet bağımlılığı değil, kumar bağımlılığıdır. Diğer taraftan söyleşmek (chat) nasıl rutin bir davranışsa, Internet üzerinden söyleşmek de günlük bir aktiviteden ibarettir.
Yine aynı uzmanlar, Internet bağımlılığı ifadesinin, insanoğlunun yeni sorunlara çözüm bulmak için elinde olan çözümleri kullanmanın cazibesine kapılması neticesinde ortaya çıktığını ve bu ifadeyi kullanmanın kolaycılık olduğunu ifade etmektedirler. Onlara göre olması gereken, bağımlılığın yapısal tanımında olan şeylerin, bir araç olan Internet’e mâl edilmesi değil, varsa bağımlılık türlerinin Internet üzerinde yapılan aktivitelerin her birinin ayrı ayrı ele alınarak teşhis edilmesidir. Nitekim bağımlılık araştırmacılarından olan Prof. Mark Griffiths, bağımlılığın klasik tanımında yer alan elementlerden aşırı derecede dikkat çekici olma, ruh halinde değişim, telorans, kapanıklık ve nüksetme gibi unsurların tamamının genel Internet kullanımı için söz konusu olmadığını ileri sürmektedir.
Bütün bunlar, bize Internet’in başlangıçtaki basit tanımından çok fazla uzaklaşmamamız ve ona gereksiz nitelikler yüklemememiz gerektiğini hatırlatmaktadır. Nitekim Internet sonuçta fiziksel bir ortamdır. Onun kim için ne ifade ettiği, ondan nasıl faydalandığıyla ilgilidir. Bugün Internet üzerinden nasıl bomba yapıldığını öğrenebildiğimiz gibi, evlenmek için eşimizi bulmamız veya değişik inanç gruplarıyla bilgi ve fikir paylaşmamız da mümkündür. Bir şey tek başına her şey olamayacağına göre, Internet olsa olsa pek çok şeyin yapılmasına imkân sağlayan sanal bir dünyadan ibarettir.
Bir başka deyişle, gerçek dünyada her ne varsa sanal âlem Internet’te de bir benzerini bulmak mümkün. Acaba insanlık kendisini sanal âlemdeki aynada görmeye başladığı için Internet’te yapılabilecekler karşısında dehşete kapılmış olabilir mi?


Internet ve Bilgisayar Oyunları Neden Cazip?
Günümüzde bilgisayar oyunları hayret verici seviyelere ulaştı. Pek çoğundaki şiddet ve uygunsuz içerik, çocuklarımızı ondan uzak tutmak için bir şeyler yapmamız gerektiğini bize hatırlatıyor. Bunun için ilk yapılması gereken, çocukların (hatta yetişkinlerin) bilgisayar oyunlarına neden bu kadar çok zaman ayırdığı sorusunun cevabını bulmak olsa gerek. Son yapılan araştırmalar, bilgisayar oyunlarının ardındaki itici gücün beklenenin aksine ağırlıklı olarak eğlence olmadığını, daha çok insanlardaki başarma, özgürlük ve sosyal birliktelik duygusu olduğunu ortaya koymuştur. [4] Bu tespit, bilgisayar oyunundan uzak durmasını istediğimiz çocuğumuzun, basit bir talimatla ondan uzak kalamayacağını bize haber veriyor. Onları bilgisayar oyunlarından uzak tutmak için, beklentisi üst seviyelere çıkartılmış ve normal hayatta mümkün olmayan, ama onların sanal âlemde başarmaya alıştıkları pek çok şeyin yerini tutacak alternatifler geliştirmemiz, ya da onları sanal âlem yerine gerçek hayatla, gerçek hayatın zevkleri ve değerleri ile tanıştırmamız gerekecektir. Onları tatlı rüyalarından uyandırıp, belki içinde acı ve başarısızlığın da olduğu; ama her şeye rağmen her anı değerli ve bir lütuf olan gerçek dünyaya davet etmeliyiz.


Internet’te Korunaklılık Nasreddin Hocanın Türbesi Gibidir
Bir miktar teknik kaçabilir, ancak Internet’te haberleşmenin nasıl olduğuna dair kısa bir açıklama yapmak faydalı olacak sanırım. Haberleşmenin üç temel bileşeni vardır; verici, alıcı ve haberleşme ortamı (medya). Bu üç temel bileşen dışında tamamlayıcı unsurların başında ise ortak dil (protokol) gelir. Internet, birçok bilgisayarın bağlı olduğu örgü şeklinde bir ağ olduğundan, buradaki iletişimde uçlar arasında dedike bir yoldan/kanaldan bahsedilemez. Herkes ortak ağa bağlanır ve mesajını bu ağa gönderir. Alıcının adresi, mesajın üzerinde yazılıdır ve ağdaki yönlendiriciler bu mesajları hedeflerine en yakın olan diğer bir yönlendiriciye veya mümkünse doğrudan hedef adrese yönlendirir. Bu prensipten dolayı, gönderdiğiniz bir mesajın, arkadaşınıza ulaşması tek bir yoldan olmaz. Mesajın bir kısmı bir yoldan giderken, başka bir kısmı başka yoldan hedefe ulaşabilir. Böyle olunca iki nokta arasındaki mesajlaşmayı dinlemek, sıradan kullanıcılar için imkânsız gibi görünmektedir.  Ancak, durum tam da öyle değildir. Yukarıda bahsettiğim örgü şeklindeki ağ, tek parça değildir ve kendi içinde alt örgülere sahiptir. Bu örgü şeklindeki her bir alt öbekten, başka bir öbeğe çıkış kapısı (gateway) adı verilen noktalardan gidilir. Bu çıkış kapıları da başta devletler olmak üzere büyük Internet sağlayıcılarının kontrolündedir. Dolayısıyla, kimin ne zaman hangi siteye girdiği, hangi dosyaları indirdiği, kiminle nasıl mesajlaştığı (mesaj şifresizse) buradaki kayıt sistemleri sayesinde “fişlenebilmektedir”. Bu anlamda “Internet’teki her şey kayıt altındadır” inanışı boş değildir. Yasal veya yasal olmayan yollarla bu kayıtların analiz edilmesi gayet kolaydır. Ancak bu bilgiler insan emeği ile analiz edilemeyecek büyüklüktedir. Tam bu noktada son 10-20 yılda geliştirilen pek çok veri ve metin madenciliği yöntemi imdada yetişmektedir.


Metin Madenciliği, Internet Araştırmaları ve Sosyal Ağlar
Veri madenciliği, temel anlamda ham veride saklı olan örüntüleri ve cevher değerinde olan bilgiyi ortaya çıkarma için kullanılan yöntemlerin genel adıdır. Veri madenciliğinin bir türevi de son yıllarda sıkça adını duymaya başladığımız metin madenciliğidir. Metin madenciliğinin temel farkı, diğer veri madenciliği yöntemlerinde olduğu gibi veri tabanı gibi yapısal veriler üzerinde değil, serbest şekilde yazılmış metinler üzerinde doğal dil işleme yöntemleriyle analiz yapılması ve buradan yapısal verinin elde edilmesidir. Bununla birlikte metinden özet çıkarma, metindeki duyguya dair bilgi elde etme, vb çıktılar da metin madenciliğinin alanına girmektedir.

Internet’te özellikle sosyal ağların gelişimi ile birlikte insanlar arkadaşlık ve iletişim esaslı ağlara üye olmaya ve hayatlarına dair kolay kolay paylaşmayacakları pek çok bilgiyi kaygısızca ortaya sermeye başladılar. Bu tür sitelerde erişilebilir bilgiler arasında kimin kiminle arkadaşlık ilişkisi olduğu ve kimin hangi konulara ilgi gösterdiği/hayranı (fun) olduğudur. Son zamanlarda yasal telefon dinlemeleri sayesinde kimin kimleri ne zaman ve ne sıklıkla aradığına dair analizlerin yapıldığı ve bazı şebekelerin bu şekilde tespit edilip çökertildiğine dair haberler okuyoruz. Benzer şekilde Internet üzerinde de kiminle nasıl bir ilişkimiz olduğu, telefona göre çok daha detaylı analiz edilebilmektedir. Sadece bu ilişki ve ilgilendiğimiz konular bilgisi bile, terör araştırmalarından, sahtecilik tespitine, toplumsal doku analizinden, duygu analizine kadar pek çok çalışma alanı doğurmuştur. Son zamanlarda, partilerin seçim çalışmalarında toplum üzerinde duygu analizi yapacak ve ardından da duyguları yönlendirecek pek çok şirket kurulmuştur. ABC radyolarındaki bir habere göre, CIA de yakın zaman önce sosyal ağlar üzerinde insanların duygularına dair analiz yapan bir şirket satın aldı. [5]

Sonuç olarak Internet’in sanal bir âlem olması, gerçekliğinin olmadığı ve yapılan her şeyin tabiri uygunsa mübah olacağı anlamına gelmiyor. Bu dünyada suç veya bağımlılık olan her şey, orada da bir suça veya bağımlılığa dönüşebiliyor. Diğer taraftan Internet’te her ne yapıyorsak kaydediliyor. Gerçek dünyada yaptıklarımızın daha yüce bir güç tarafından kaydedildiğine inanmak, bir inanç konusu iken, bu durum Internet’te bir vakıadır. Dolayısıyla en az gerçek dünyadaki kadar ne yaptığımıza dikkat etmemiz gereken bir ortamdır. Önümüzdeki yıllar, sanal ve gerçek âlemlerin birbiriyle etkileşiminin hayatımızda daha çok değişikliğe neden olacağı yıllar olacaktır.

[2] Dr. Ken Duckworth, Medical Director of National Alliance in Mental Illness http://mindhacks.com/2008/11/13/online-psychosis/
[3] Dr Vaughan Bell,  Why there is no such thing as Internet addiction, http://mindhacks.com
[4] Przybylski, A. K., Ryan, R. M., & Rigby, C. S. (2009). The motivating role of violence in video games. Personality and Social Psychology Bulletin, 35, 243-259.

1 Eylül 2010 Çarşamba

Dünyada Sahtecilik ve Bilişim Önlemleri

 (Bu yazı SD Platform dergisinin 16. sayısında Eylül 2010'da yayınlanmıştır).

Dünyada Sahtecilik ve Suistimal Araştırmaları

Yaygın anlamıyla sahtecilik (fraud), “yanlış olduğu bilinmesine rağmen bir şeyin kasıtlı olarak farklı beyan edilmesi suretiyle başkalarına zarar verme veya feshedildiği takdirde karşı tarafın aleyhine olacak bir sözleşmenin feshi için karşı tarafı zorlama” eylemidir. Yakın anlamlı diğer bir kavram olan suistimal (abuse) ise “bir şeyden, kötü veya yanlış bir maksatla faydalanma veya amacı dışında kullanma” olarak tanımlanır.
Bu terimler, aynı zamanda kriminal niteliğe sahip olduklarından, neyin sahtecilik olduğuna dair hukuki bazı kriterler vardır. Örneğin, bir olayın sahtecilik sayılabilmesi için aşağıdaki koşulların yerine gelmiş olması beklenmektedir[1]:
1.      Eyleme dair bir sunuş (ifade) vardır
2.      Maddi çıkar söz konusudur
3.      Eylemin yanlışlığı sabittir
4.      İfade verenler, eylemin yanlışlığına dair bilgi sahibidir
5.      İfade verenlerin, bu eylemin mağdura karşı işlenmesi gerektiğine dair niyetleri vardır
6.      Mağdur, eylemin sahtecilik olduğunu fark etmemiştir
7.      Mağdur, sunuluşu itibariyle eylemde bir sorun olduğunu fark etmemiştir
8.      Mağdur, sunuluşu itibariyle eyleme güvenmede haklıdır
9.      Ancak mağdur, eylemin sonuçlarından zarar görmüştür

Pek çok suçta olduğu gibi, kitabına uydurularak işlenen suçların tespiti oldukça zordur. Konu sağlık alanında sahteciliğe geldiğinde ise, bu zorluk bir kat daha artmaktadır. Zira bir olayın sahtecilik olup olmadığına karar vermek için;
        Yeterli medikal bilgiye
        Ödeme talep edilen işlemle ilgili detaylı verilere
        Hatta sağlık hizmeti alan kişinin geçmiş işlem verilerine
gereksinim duyulmaktadır.
Hatta bu veriler elde edilse bile medikal süreçlerin (klinik kılavuzların) sürekli gelişiyor ve değişiyor olması, tıptaki “hastalık yok hasta vardır” kuralının yapılan pek çok müdahale için bir açıklama yapabilme esnekliği sağlıyor olması, bir medikal işlemin doğruluğu konusunda farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Bütün bunlar, şüpheli bir durumun sahtecilik olduğu konusunda karar vermeyi zorlaştırmaktadır.

İşin doğası gereği, sağlıkta sahteciliğin ne oranda yapıldığına dair kesin bir bilgi elde edilememektedir. Ancak belirli örneklemler üzerindeki çalışmalar, bize bazı tahminler vermektedir. Örneğin ABD’de; sigortacılık sahteciliğinin %10 oranında (yaklaşık 30 milyar USD)[2] sağlık işlemlerinde toplam %3 [3] ila %10 [4] oranında (yaklaşık 115 milyar USD) sahtecilik yapıldığını göstermektedir. İngiltere’de sigortacılık sahteciliğinin 3.8 milyar USD miktarında[5], Kanada’da ise kişisel sigortacılık sahteciliklerin 500 milyon USD miktarında[6] yapıldığı tahmin edilmektedir.

Bu araştırmalara ek olarak ABD Ulusal Sağlıkta Sahtecilikle Mücadele Birliği (National Healthcare Anti-Fraud Association) başkanı Louis Saccoccio, 2010 Ocak ayında yaptığı açıklamada, 2009 yılında gerçekleştiğini tahmin ettikleri sahtecilik olaylarının maliyetinin 100 milyar dolar olduğunu bildirmiştir. Aynı açıklamada, bu suistimallerin farklı yöntemlerle yapıldığını, ancak en yaygın yöntemin sigortalıların sigorta numaraları ve sağlık kayıtlarının çalınması suretiyle, sigortalılar adına hiç yapılmamış işlemlerin yapılmış gibi gösterilmesi ve hizmet ve ilaç ücretlerinin sigorta şirketinden tahsil edilmesi olduğunu vurgulamaktadır. [7]
Yine bu yılın başında Dünya Sağlık Örgütü, tüm dünyada alınan sağlık hizmetinin (4,7 trilyon USD) yaklaşık %5,59’unun ( 260 milyar USD) sahtecilik işlemi olduğuna dair bir çalışmasını duyurdu. Bu tür araştırmalara baktığımızda ülkeden ülkeye değişmekle birlikte sahteciliğin az da olsa yapıldığını ve genellikle %3-%10 dolaylarında olduğunu görmekteyiz. Sağlık Bakanlığı’nın 2011 bütçesinde sağlık hizmet sunumu için önerdiği bütçesinin yaklaşık 26 milyar TL olduğunu dikkate alırsak, dünya ortalamasına göre 2011 yılında ilaç harcamaları hariç yaklaşık 1,5 milyar TL civarında sahtecilik beklendiğini söyleyebiliriz. Eğer bu oran %10’lara kadar çıkıyorsa bu durumda 2,5 milyar TL civarında bir kayıptan bahsedebiliriz.

Sahtecilikten En Çok Zararı Hastalar Görüyor

Sahteciliğin kamu bütçesinde oluşturduğu kaybı bu şekilde ortaya koyunca, konu daha çok mali bir mesele olarak algılanabiliyor. Hâlbuki başka açıdan bakıldığında 1,5-2,5 milyar TL’lik bütçenin sağlık hizmetine gerçekten ihtiyaç duyan vatandaşımıza ulaştırılamadığı gerçeğini görüyoruz. Dolayısıyla sahteciliğin gerçek mağduru yine vatandaş oluyor. Diğer taraftan vatandaşın sahtecilik kaynaklı mağduriyeti, sadece sağlık hizmetine ulaşamamakla da bitmiyor. Bazen gereksiz sağlık hizmeti veya ilaç almak şeklinde de tezahür ediyor ki, hangisinin daha zararlı olduğuna karar vermek gerçekten güç. Gereksiz ilaç yazılması veya tetkik istenmesi, normal doğum yerine sezaryenin teşvik edilmesi, insan bedeninin bütünlüğüne müdahale konusunda aşırı cesaretli davranılması, vb örnekler günlük haberler arasında ve hatta bizzat şahit olduğumuz durumlar haline geldi. Sahtecilik, sağlık sisteminde de facto bir durumdur, varlığını tartışmak anlamsızdır. Ancak sahteciliğin nasıl yapıldığı, şüphesiz oradaki sağlık geri ödeme sisteminden, vatandaşın sağlık hizmet anlayışından, caydırıcı mevzuattan ve sahtecilik tespit yöntemlerinden önemli ölçüde etkilenmektedir. Üzerinde tartışılabilecek konu da sanıyorum burasıdır. Ancak bu konu ayrı biz uzmanlık alanı olduğu için, burada sadece vatandaşın mağduriyetine temas edip bilişim açısından sahtecilikle mücadele yöntemleri üzerinde duracağım.

Sahtecilik Tespitine Dair Çalışmalar

Sahtecilik, sağlık geri ödeme kurumlarının her zaman gündeminde olan bir konudur. Tespit edilen sahtecilik olaylarına karşı sürekli yeni önlemler alarak dinamik bir yönetim sergilemeye çalışırlar. Buna mukabil, sahtecilik yöntemleri de güncellenir. Ancak hem yöntemlerin sürekli değişiyor olması, hem de konunun sağlık gibi son derece karmaşık bir alanı kapsaması açısından, sahtecilik tespiti son derece zordur. Sağlık sigortacılığı alanında yapılan bilimsel çalışmalar, sağlığa özel zorluklardan dolayı, kapsayıcı bir çözüm metodu ortaya koymakta zorlanmışlardır. Bu nedenle problemi daha küçük parçalara ayırarak analiz etme yolu seçilmiştir.
Bu çalışmalara biraz daha yakından baktığımızda şu özellikleri öne çıkmaktadır. Öncelikle sahtecilik işlemini yapma potansiyeli olan unsurları birer aktör olarak ele alınmışlardır. Karşılığında ödeme talep edilen (sağlık hizmeti veya reçete) işleminde, risk hesaplanması yapılmıştır. Risk hesaplaması, genellikle işlemde yer alan aktörlere veya doğrudan işleme ait bazı “nitelik” veya “öznitelik” değerleri üzerinden yapılmıştır. Bilimsel yayınlarda, kullandıkları yöntemler hakkında bilgi veriliyor olsa da, hangi aktörler için hangi niteliklerin risk hesaplamasında kullanıldığı bilgisi, önemli bir ticari değere sahip olduğundan dolayı, hiçbir yerde açıklanmamıştır. Risk hesaplama yöntemi olarak ise, ağırlıklı olarak veri madenciliği ve yapay sinir ağları gibi yöntemler kullanıldığını söyleyebiliriz. Söz konusu risk hesaplamasının anlık olarak yapılabilmesi durumunda çözüm proaktif bir sistem olarak adlandırılırken, geçmişteki verileri analiz edip risk hesaplayan ve geçmiş işlemlerde sahtecilikleri tespit etmeye çalışan sistemler, reaktif sistem olarak adlandırılmaktadır. Diğer taraftan problemin karmaşıklığını azaltmak ve kullanılan yöntemlerin daha iyi ölçümlemesini yapabilmek için, bilimsel çalışmaların problemin tamamını ele almak yerine, bazı çalışmalarda sadece bir klinik branştaki işlemler incelenirken, bazılarında sadece sağlık raporu alma gibi işlemlerde sahtecilik analizi yapıldığını görüyoruz. Benzer şekilde sahtecilik olayına katılan potansiyel aktörlerden (hekim, sigortalı, eczacı, hastane, vb) yine sadece bir tanesinin incelenebildiğini görmekteyiz.
Aşağıdaki tabloda son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalarda sistemin türü (proaktif/reaktif), yaklaşımı, kapsamı, kullanılan nitelik sayısı, yöntem ve mimarilerine dair bilgiler verilmektedir:

Tablo 1 Sahtecilik Tespitine Daire Yapılan Bazı Bilimsel Çalışmalar
Çalışma
Türü
Yaklaşım
Kapsam
Nitelikler
Yöntem
Mimari
He vd. (1997)
Proaktif
Aktör tabanlı
Doktor
28
Sınıflayıcı
(k-nn)
Ağırlıklı Öklid uzaklığı kullanılan k-nn türü sınıflayıcı
Williams (1999)
Reaktif
Aktör tabanlı
Sigortalı
50
Hot Spots (Anomali Tespit Yöntemi)
k-means kümeleme ile başlayan ve sonunda anomali tespiti , 3 aşamalı mimari
Yamanishi vd. (2007)
Proaktif
(çalışma zamanı yüksek)
Aktör tabanlı
Patoloji Hizmet Sağlayıcısı
41
(4 öznitelik seçilmiştir)
İstatistiksel öğrenme yöntemi
SmartSifter adı verilen yöntemle, işlemler için bir olasılık atanmaktadır
Major ve Riedinger (2002)
Reaktif
Aktör tabanlı
Hastane
27
Makine Öğrenmesi
Operasyonel ve geliştirme aşamalarından oluşan kural tabanlı model
Ortega vd. (2006)
Proaktif
İşlem Tabanlı
Sağlık Raporu
125
2 katmanlı yapay sinir ağı temelli
Yang ve Hwang (2006)
Reaktif
Kural Tabanlı (Klinik Kılavuzlar)
Jinekoloji Kliniği, PID Hastalığı
Bilinmiyor
C4.5 Sınıflayıcı
Klinik kılavuzlara göre hazırlanmış olası çizgelere göre işlemlerin sınıflanması
Sokol (2001)
Reaktif
İşlem Tabanlı
Bilinmiyor
Bilinmiyor
Görselleştirme
Veri temizleme, analiz ve izleme (görselleştirme)


Ülkemizde Kamu Sektöründeki Çalışmalar
Ülkemizde sağlık geri ödeme sistemlerinde yapılan bilimsel çalışmalar son dönemlerde artmaya başlamıştır. Ancak hala gerekenin oldukça altındadır. Yukarıdaki tabloda da gösterildiği üzere, sahtecilik tespiti için genellikle veri madenciliği yöntemleri kullanıldığı için her şeyden önce, madencilik yapılacak sağlıklı ve kapsayıcı bir veri tabanına ihtiyaç duyulmaktadır. Ülkemizde bu alandaki verilerin kişisel bilgilerden arındırılarak bilimsel çalışmalar için paylaşıma açıldığı bir veri ambarı mevcut değildir. Dolayısıyla bu tür çalışmalar için Sağlık Bakanlığı, SGK ve bazı sigorta şirketleriyle birlikte çalışma yapılması kaçınılmazdır.
Bu kurumlara sırayla baktığımızda, Sağlık Bakanlığı’nın veriden bilgi elde etmek suretiyle sahtecilik tespitine dair bir çalışması olduğu konusunda bir bilgiye ulaşamadım. SGK’nın ise, son iki yıldır kapsamlı bir veri ambarı projesinin hazırlığını yaptığını, ama henüz projeye başlanmadığını biliyorum. Bununla birlikte, son zamanlarda MEDULA sayesinde toplanan veriler üzerinden sahteciliği önleme amacıyla bazı uygulamalara başlanacağı bilgisi GSS Başkanlığınca dile getirilmektedir. GSS Başkanlığı, yakın zamanda vatandaşların kendi sağlık harcamaları bilgilerine MEDULA üzerinden erişebileceği ve hekimlere kendi yazdıkları ilaçların dağılımına dair dökümlerin gönderileceğini ifade etmektedir. Başlangıçta, “biri bizi gözetliyor” görüntüsü verdiği için bu tür uygulamaların pek çok sahteciliğin önünü keseceği düşünülse de ben farklı olacağını düşünüyorum. Zira vatandaş ve hekimlerle paylaşılacak bu iki bilgi, yukarıda bahsettiğim bilimsel çalışmalarda kullanılan niteliklerden sadece iki tanesi olabilir. Sahteciliğin doğası bundan çok daha karmaşık olduğundan, bir işlemin sahteciliği olmasına karar vermek için çoğu zaman onlarca niteliğe bakılması gerekiyor. Dolayısıyla bu bilgilerin paylaşımı faydadan ari olmasa da, gözetlendiğimize dair duygumuzu güçlendirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Diğer taraftan yukarıda bahsettiğim bilimsel çalışmalar, sahteciliğin büyük oranda zaten hem ödeme kurallarına hem de teamüllere uygun olarak yapıldığını gösteriyor. Yani sahtecilik yapan insanlar gözetlendiklerini hesaba katarak sahtecilik yapıyor. Bu nedenle veriden bilgi elde etmek suretiyle yapılacak çalışmalara son derece ihtiyaç vardır.

Ülkemizde Özel Sektördeki Çalışmalar
Özel sağlık sigorta sektöründe ise, son yıllardaki en kapsamlı çalışma Tübitak tarafından fonlanan bir ar-ge projesi[8] kapsamında yürütülüyor. CompuGroup Medical, Tepe International ve Sabancı Üniversitesi ile birlikte yürütülmekte olan bu projede, Anadolu Sigorta A.Ş.’nin verileri üzerinde çalışma yapılmaktadır. Bu çalışma, bilimsel alanda yapılan ve yukarıda bahsettiğimiz çalışmalardaki pek çok kısıtı ortadan kaldıran bir yöntem önermektedir. Bu yöntemde, sadece tek bir aktör değil, sağlık alanında ödeme işlemine dâhil olan tüm aktörler (sigortalı, hekim, eczacı, hastane) ve tüm klinik işlemler analiz edilebilmektedir. Diğer taraftan reaktif bir analiz değil, ödeme işleminin riskini anlık olarak hesaplayıp proaktif bir analiz yapma imkânı sağlamaktadır. Buna ek olarak, sadece işlemdeki aktörlerin ve işlemin riskini hesaplamakla kalmayıp, aktörlerin birbirleri ile olan ilişkilerini de analiz etmekte ve riskli bir aktörle ilişkisi çok veya sık olan aktörlerin de bağıl risklerinin artmasını sağlayarak son dönemde yaygın olan sosyal ağ analizine benzer bir yaklaşım getirmektedir. Çalışmayla ilgili yayınlanan makalelerden daha fazla bilgi elde edilebilir.[9] [10]

Sonuç olarak, bilimsel çalışma yapmak için ön koşul olan veri yetersizliği konusunda önemli engelleri aşmış olan MEDULA, Aile Hekimliği Bilgi Sistemi ve Sağlık-NET gibi projelerde, artık veriden bilgi elde edilmesi suretiyle analizler yapılması zamanı gelmiştir. Özel sektörde olduğu gibi, kamuda da bu tür çalışmaların yürütülmesi son derece gereklidir. Hatta sadece sahtecilik konusunda değil, sağlık ve geri ödeme politikalarını belirlemeye dair pek çok konuda ar-ge projelerinin paralel olarak başlatılması ve kamu, özel sektör ve üniversite işbirliğinin geliştirilmesi son derece önemli ve gerekli olduğunu belirtmek isterim.





[1] South Carolina Judicial Department
[2] National Health Care Anti-Fraud Association. "The Problem of Health Care Fraud." National Health Care Anti-Fraud Association. 1 December 2007
[3] National Health Care Anti-Fraud Association. "The Problem of Health Care Fraud." National Health Care Anti-Fraud Association. 1 December 2007
[4] Hyman, David A. "Health Care Fraud and Abuse: Market Change, Social Norms, and the Trust 'Reposed in the Workmen'." The Journal of Legal Studies. 30.2 (2001): 531-567.
[5] Insurance Fraud Bureau. "Fighting Organized Insurance Fraud." p. 2
[6] Insurance Bureau of Canada. "Cost of Personal Injury Fraud"
[7] www.money.cnn.com, By Parija Kavilanz, senior writer
[8] TEYDEB - 3090145 Sağlık Geri Ödeme Sistemlerinde Kuraldışı Davranışların Tespiti
[9] İlker KÖSE, Mehmet GÖKTÜRK, Kemal KILIÇ, "Sağlık Geri Ödeme Sistemlerinde Kural Dışı Davranış Tespitinde Aktör-Metâ Odaklı Yaklaşım", VII. Ulusal Tıp Bilişimi Kongresi, 2010, KKTC
[10] İlker KÖSE, Mehmet GÖKTÜRK, Kemal KILIÇ, "Sağlık Sigortası Geri Ödemelerinde Kuraldışı Davranış Tespiti", YAEM 30. Ulusal Kongresi, 2010, İstanbul